Devamı yarına arkadaşlar
Teşekkürler...
Devamı yarına arkadaşlar
Teşekkürler...
Öğrenmenin En Güzel Yanı ; Bilgileri Paylaşmaktır !..
[b]Motor; Ayağını yerden kesen en iyi arkadaştır!..[/b]
TekiL`ay` ~\ Ümit KAPLAN \ [b] O Rh(+)[/b]
güzel gezi olmus bide 4.500 km scoterla helal olsun
güzel gezi olmus ....
Uzaklarda bir güneş doğuyor!..
6. Gün; 2 Temmuz 2007
Bugün Kaş'tan Olympos'a kadar yol alacağız...
Bir iki saatlik uykuya rağmen gayet dinç gördüm kendimi, yolcuğun felsefesi bu oldu sanki “Az uyku: çok yol!”
EnduroClub , motorlar etrafında birleşmiş bir dostluk merkezi, Türkiye’nin neresinde olursanız olun, EC dostluğunun merkezinde buluyorsunuz kendinizi.. Arif (extralit) ziyaretime geliyor.. Sanki ben ev sahibiyim gibi yayılsam da, mekan onun Bir iki sohbet ediyoruz, gece olan maceralarımı anlatıyorum... Demre'den Zekeriya abinin Kaş'ta olduğunu öğreniyorum.. Giderken dükkanına uğramak üzere vedalaşıyoruz..
Çok geçmeden Zekeriya abi geliyor, sohbet sonrası pılımı pırtımı topluyorum, şanslıyım Demre'ye kadar beraber yolculuk edeceğiz.. Demre'ye yollanmadan Arif abiye uğruyoruz.. "extralit" 'in nereden geldiğini böylece anlamışta oluyorum, Extra İletişim" Avea bayii
Yola koyuluyoruz, önde Zekeriya abi arkasından ben, çeşme başı su molasından sonra yola paralel giden köy içinden geçiyoruz.. Kaskın çene açık, gözümde gözlük yol alırken, aynamın gözüktüğü resmi çektikten hemen sonra, bir cisim aniden üzerime geliyor, kafamı eğiyorum "Tak" diye bir ses geliyor.. Ucuz atlattım, kaskıma çarpıp uçtu gitti herhalde diye düşünüyorum..
Demre'ye tepeden bakmak için duruyoruz, bir iki fotoğraf çekip devam edeceğiz.. Bu şirine de Zekeriya abinin kızı, zor bela fotoğrafını çekebiliyorum.. Manken hanım fotoğraf çekilmekten pek bir rahatsız oluyor
Kaskımı takıp devam edeceğim sırada minik serçenin 5-10 km'dir, benimle beraber kafamda geldiğini fark ediyorum.. Oraya nasıl girdiğine akıl sır erdiremedim.. Kafamı şans eseri refleks olarak eğmem ile birlikte yüzüme çarpma olasılığını, bertaraf etmiş olduğum kesin.. Ne şans..
Demre Hakkında;Aziz Nicholaos’ın piskoposluk yaptığı ve bu nedenle tüm Orta Çağ boyunca ününü sürdüren Myra önemli bir Lykia kenti olup ismi "Yüce Ana Tanrıçasının yeri" anlamına gelmektedir. Önce bugünkü kaya mezarlarının üzerindeki tepeden kurulan şehir daha sonraları aşağıya inerek genişlemiş ve Lykia’nın çok önemli altı büyük kentinden birisi olmuştur.
Şehrin içinden geçen Demre Çayı (Myros) deniz ticaretini geliştirmiş ancak korsanların kolayca baskın yapmalarına neden olmuştur. Bu nedenle Myralılar limanları Andriake’de, nehrin ağzına bir zincir gererek bu baskınları durdurmaya çalışmışlardır. M.Ö. 42’de Sezar’ı öldüren Brutus asker toplamak için Lykia’ya gelmiş, Xanthos’u aldıktan sonra komutan Lentulus’u para toplamak için Myra’ya göndermiştir. Myralılar buna karşı çıkmışlar ve kendilerini müdafaa etmeye çalışmışlarsa da komutan nehrin ağzına gerilen zincirleri kırarak şehre girmiştir.
Zekeriya abinin dükkana vardık, aç olan karnımızı doyurduk ve tek motor gezintiye çıktık.. Demre sahilleri, Sülüklü plajı ve soğuk derelerinden, patara benzeri minik kum tepelerinden, çiçeklerinden bir iki görüntü aktaralım hemen...
Son bir veda fotosu çekerek ayrılıyorum Zekeriya abinin yanından, herşey için bir kez daha teşekkürler!
Noel Baba'yı uzaktan bakıyor, Myra şehri kalıntılarını ise es geçiyorum, zira yıllar önce arabayla yaptığım Ege-Akdeniz turu esnasında görmüştüm...
Demre'nihn çıkışında Protein deposu Mavi Yengeç yazan bir mekan var.. Önceden de görmüş sapa bir noktada olduğu için durup merakımı giderememiştim.. İçeri giriyor, "Mavi Yengeç" ile hem canlı hemde pişirilmeye hazır olan haliyle tanışıyorum.. Mavi Yengeç ile ilgili birde video çekimi yaptım, Gün sonu videolarından izleyebilirsiniz..
Kefallerle de tanışmayı ihml etmedim tabii, ekmek sever olduklarını herkes bilir... Bir yarım ekmek attım, anında götürdüler.. Kefal bu herşeye atlar, ciğer sakatat atsanız bile yer..
Hangi sitede çıkacağız sorusuna Adisyonlu cevap veriyorum hemen
Demre ~ Finike arası yine dinamit ile patlatılarak açılmış yollardan... Arabayla geldiğimde bu yolun genişletme çalışmaları devam ediyordu, sene 2002 civarı..
Bu Finikeli emmi, benim ilk motor kullanmayı öğrendiğim kısaca Mopet dediğimiz Mobylette ile yolda kalmış.. Elinde götürüyor idi, Lastiği patlak.. Mopet'leri hiç yabana atmamak lazım, çıkartabileceği belli başlı bir iki sorun var ve onlarda kolayca halledilebiliyor.. İki tekerlekli ve gidiyor.. Demek ki bununla da uzun yol yapılabilir?
Ertuğrul Ortaç (www.ortac.net) abimizden alıntı olarak Mobylette ile ilgili bir bilgiyi aktarmakta faide görüyorum.. Zira bu eminim çok ilginizi çekecek..Ertuğrul Ortaç, rideturkey.com adlı üyeden alıntı
Şimdi önümdeki Mobylette'ye dönelim Belki minik bir patlaktır, şişirince idare eder diyerek, pompamı çıkartıyor şişiriyorum.. ama nafile.. Kımıldamıyor bile.. sonrasında Finikeli Emmi ile aramızda geçen diyalog ;
- Dayı, bu patlak büyük, pompa ile olmayacak bu iş
- heeee
- hee yaa, olmuyor.. Sen ne kadar zamandır elinde götürüyorsun motoru?
- 20 dk oldu
- Kimse durmadı mı? yardım etmek için, işaret edip, kamyonet falan durdursaydın
- yok kimse durmadı
- ee peki ne yapacaksın?
- elde götürcem, mecbur
- Finike kaç km buradan?
- 15 km
- bayağda varmış, elde gitmez bu dayı, hele dur bi şey deniycem...
...derken, benim ortadaki çantayı koydum yere,
benim kamyoneti orta sehpaya da aldım,
Mopet'i tuttuğum gibi, benim kamyonetin ortasına attım,
sağlam bir kementi motorun altından dolandırdım,
yetmedi Finikeli emmi'yi de arkaya attım,
çantayı da kucağına verdim,
15 km, 30-40 km süratle Finikeye vardım,
Ortaya çıkan tablo;
65 kg ben, 90 kg dayı rahat var, 60 kg Mobylette, 10-15 kg'da eşyalar, 230 kg toplamda ağırlığı taşıyabildiği için, motorumu bir kez daha sevgiyle kucakladım 132 kg kendi ağırlğını hesaba dahil etmek istemedim, ayıp olmasın diyerek
Finikeli abimizi sağ salim memleketine bıraktıktan sonra, kamyoneti, scooter formuna sokup yoluma devam ediyorum.. Artık Finike'deyiz... İstikamet Olympos..
Olympos'a normal şartlar altında Kumluca istikametinden gidilip, Adrasan, Çavuşköy, Olympos tabelalarından saparak ulaşılmakta.. Ama ben normal miyim? hayyıırrrrr... O yüzden Ocak 2006 kış tarihlerinde, Nezih(harduro) abi ile, MotoAslako- Aslan abimin KLR250'lerini kiralayıp keşif turları yaptığımızda, Finike tarafından Olympos'a çıkan, keşfettiğimiz yolu kullanıyorum... Karanlıkta bastırmaya başladı, yolun giriş kısmı biraz karışık ve bozuk ama hatırlamakta fazla zorlanmıyorum.. Yalnız "Yolun Üç Hali" tezimi burada görüntülüyorum..1-
2-
3-
Şimdi bu aşağıdaki resim şöyle oluştu,
aaaa Gelidonya Feneri,
hemde Korsan koyuu varmış..
dur biii tabela resmi çekeyim,
...diyerek hızla ayaklığı açıp motoru öylece bırakıyorsunuz, zeminin eğikliği motoru 10 saniye ayakta tutacak şekilde ayarlı.. Ben makineyle fotoğraf çekerken, motor düşmekle meşguldü.. O düştü, bende tetiği düşürdüm..
Durum bilgisinden sonra, çevre bilgisi vermekte yarar görüyorum.. Zira karanlıkta hiç bir şey göremeyeceğimin farkında olmama rağmen ilerliyorum..
Gagai Antik kenti, çalıların arasında kalmış, hiç bir kazı yapılmamış bir kentdir..Gagai'de Nedir ?
Gagai Hellen dilinde “Gaga’nın halkı” anlamına gelmektedir. “Ga” kelimesi toprak anlamına gelmektedir.
Kentin adı ile ilgili iki mitolojik öykü vardır. Birinci hikayeye göre yerleşecek toprak arayan Rhodoslular buraya geldiklerinde yerli halka toprak istediklerini “ga,ga” (toprak,toprak) diye bağırarak anlatmışlardır. Bu istekleri karşılandığında yeni kenti bu isimle tanımlamışlardır.
Diğer hikayeye gelince, Nemius isimli Rhodos’lu bir komutan Lykia ve Kilikyalı korsanlara karşı bir savaş kazandıktan sonra, bir fırtınaya yakalanır ve gemisi batma tehlikesi geçirir, tam bu esnada tayfalardan biri uzaktan karayı görünce “ga, ga” diye bağırır ve karaya çıkarak kurtulurlar. Bu iki hikayenin birleştiği ana nokta kenti Rhodosluların kurduğuna atfetmektir. Gerçekte ise antik tarihçilerin sözünü etmediği bu kentin ne zaman ve nasıl kurulduğu bilinmemektedir.
Gelidonya Feneri
Kumluca ilçesi taşlık Burnu'nda bulunan fener, Türkiye kıyılarının en yüksek feneri olup, 227 m yükseklikte ve denizden 3 km içerde yanıp sönmektedir. Ayak basılmayacak kadar sivri kayalıklar üzerine inşa edildiğinden ulaşım oldukça zordır. Fenere elektrik ulaştırılamadığından günümüz teknolojisinde hala elle kurularak çalıştırılmaktadır. Bu masalsı fener Akdeniz'deki görevine denizcilere hizmet vererek devam etmektedir.Ayrıca burada bulanan bir batıkta var.. Elbet bir gün, karadan gezdiğim kıyıları denizden de aşarım... Onu da tahmin ediyorum, 9.9 beygirlik bir bot ile yaparımGeziAntalya.com adlı üyeden alıntıŞu korsan koyuna gecede olsa gidip baktım, tabii fotoğraflar karanlıktan çıkmadı.. Gündüz olsaydı Gelidonya Feneri'ne yürüyecektim, harika olurdu.. Neyse bir daha ki sefere.. Karanlıkta yön bulmak çok daha güçleşiyor, virajlı yollar ise gerçekten daha da tehlikeli oluyor.. Çavuşköy'ü geçip Olympos sapağına varıyorum...
İki sene üst üste geldiğim Olympos'ta tek kaldığım bir yer olan "Lemon Pansiyon" a varıyorum.. Kadir ve Türkmen ağaç evleri bilir herkez, kaldığım yerlerde ben pek sevmem kalabalığı, grültüyü.. O yüzden sessiz sakin mekanlar tercih ederim, istersem de gider kalabalığa karışır, en gürültü mekana girer ama istediğim anda sessiz sakin mekana atarım kendimi.. Bu arada benim şaftım kaymış bir haldeyim yorgunluktan..
- Ahmet abi, senin bahçeye çadır kuracağım,
- Ne uğraşıcan çadırla, bak ben şu çardakta yatıyorum, sende yanındakine kıvrılıver
- ee benim karnım da aç
- amma masraflısın bee, bu saatte yemek yok
- Ahmet abi, benim karnım aç
Allahtan yenge duyuyor bu muhabbetimizi de, ekmek arası domates-peynir yapıyor bana, afiyetle yiyorum..
- Ümit, her yediğin haltın fotoğrafını çekiyon mu hep böyle?
- hepsini değil :D
- ...alem adamsın
Motoru sabah güneş görmeyecek şekilde park'a koyuyor, Çardakta ki misafir yaren ile birlikte uykuya dalıyorum... Çok yorgunum çoook.. sızıp kalmışım...
bugün de macera üstüne macera,
darısı yarının başına!..
yarın görüşmek üzere,
kalın sağlıcakla!..
Öğrenmenin En Güzel Yanı ; Bilgileri Paylaşmaktır !..
[b]Motor; Ayağını yerden kesen en iyi arkadaştır!..[/b]
TekiL`ay` ~\ Ümit KAPLAN \ [b] O Rh(+)[/b]
süper resimler ve çok iyi bir davranış helal olsun diyorum ve mobileti oraya yüklediğin resimi gördüğümde kendi nereye bincek şimdi dedim sen üstüne dayıyı ve çantayıda bindirmişsin birde götürmüşsün gerçekten helal olsun
buqüne kdr açılan qezi yazılarından hiçbirini sonuna kdr okumamıştım...bir qezi yazısı bu kadar mı sürükleyici olur...resimler, anlatım, tarihi mekânlar hakkında bilgilendirmeler v.b. detaylarla kalp atışlarım hızlandı...Sanki qeziye ben de katılmış qibi birebir yaşadım hissine kapıldım...
TEBRİK EDİYOR; We HELÂL OLSUN diyorum...
.
DVIL3, imkansız diye bişey yoktur, az imkan vardır selamlar..
Bu samimi düşüncelerini aktardığın için teşekkür ederim, gerçekten okunması keyifli ise buna sevinirim.. zaten keyif almak, keyif vermek için yapıyoruz bu raporları... Bi nebze keyif verebildiysem ne mutlu bana..
daha Gaziantep ve Samsuna kadar uzanacak gezi..
Öğrenmenin En Güzel Yanı ; Bilgileri Paylaşmaktır !..
[b]Motor; Ayağını yerden kesen en iyi arkadaştır!..[/b]
TekiL`ay` ~\ Ümit KAPLAN \ [b] O Rh(+)[/b]
hocam samimiyetle söylüyorum hakkaten muhteşem bir gezi olmuş yani takib ederken resmen sanki bende senle yolculuk yaptım tebriklerbide benimkini dinlesen bayılırsınsaabah 8:00 hanım barıyo kalk,kalk sesi artık bir zaman sonra gak gak sesine dönüşüyonese zor bela kalkıyorum direk muhabbet kuşlarımın yanına gidiyorum hemde 3 taneler onlarla biraz oynuyorum zorbela ardından elimi yüzümü yıkıyorum seri bir şekilde elimi yüzümü yıkıyorum camdan dışarı bakıp durum değer len dir mesi yapıyorum ardından kaskı alıyorum tabi hanımda benimle beraber çalışıyo aynı yerdeyiz birlikte nese azıma bir sakız alıyorum bir iki meyve yolda paratift oluyo biniyoruz çıkıyoruz yollara zabah zabahbir iki traktör soladıktan sonra sırada çevre yolu dediğimiz korkunç bir geçiş güzergahı sayılan sırat köprüsünden geçi yoruz tabi ben tamgaz kamyonculara kayıyorumsağ salim karşıya geçince bir iki sokak sonra sırada mahhallenin köpekleri saldırıyo bir iki hoşt biraz ara gazı onuda geçiştiriyoruz derken zaten dükkandayım nasılll zebeh zebeh baya bir gerginlik müşterileri gırtlak lıyasım geliyo bunca yaşadıklarımdan sonra...yani anlıcan benimde seninki kadar kapsamlı olmasa bir geziye ihti yacım var yazılarını ve resimlerine bir nehzede olsa beni alıp götürdü çok ama çok teşekkür ederim
"İnanç, görünmeyene inanmaktır. Görünmeyene inanırsanız kimsenin göremediğini görürsünüz" A. Şerif İZGÖREN
dostum sen süpersin yahu cok güzel sana imrendim valla tam adamımsın be.........................
dostum şu yolda kalan mobilete yardım etmişsin ya bitirdin beni kutlarım seni
Macera/Aksiyon dizilerine benzemiş. Her "Devam Edecek" yazısıyla karşılaştığımda. İnşallah gerisi yüklenmiştir diye heyecanla sayfayı aşağı sardım Emeğinize sağlık, teşekkürler!!
Hayallere ulaşmanın yolu, rüyalardan uyanmaktır.
yayına uzun bir ara verdik, hala Akdeniz'in köşesini dönemedik ama zira bu vakit zarfında Türkiye'nin yarısını farklı bir rotadan tekrarladık... Bu sefer "Türkiye'nin Yarısı; Zirveleri; 5000 km" ve harika maceralar yaşadık, Eeciyes'i aştık, Aladağ zirvesini zorladık, Bolkar Dağlarını baştan başa geçtik ve yine yazmaya başladık... Bu raporu şu sıralar bir çırpıda bitirmeyi planlıyorum.. Yeni rapor resimlerinin neredeyse hepsini web'e attım, az kaldı..
7. Gün; 3 Temmuz 2007
En son Olympos'ta, çardak altına kurduğumuz uyku tulumunda gecelemiştik.. Sabah miskin bir kalkışla, portakal bahçeleri arasında konuşlandırılmış bunglow'lar arasında kısa bir tur atıyorum..
Arım Balım Peteğimm...
Etrafı keşfe çıkıyoruz, sahile kadar ineceğiz.
Çoğu Bar ve Kafe'ler, portakal ağaçlarının arasına konuşlandırılmış. Geceleri ise disko moduna geçiyorlar, müzik son ses vadinin içinde yankılanıyor... ve etrak pansiyonlarla dolu..
Pansiyon ile deniz ararasında mesafe az değil!
10 dakika yürümeyle Ören Alanının giriş kapısına geliyorsunuz, sonrasındaki yürüme yolunun mistik bir havası var ve gerçekten harika bir parkur.
İşin özü şu;
Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya gelen ve Akdeniz Bölgesi'ne yerleşen Indo-Germen kökenli Lukka kavimine bağlı arkadaşlar Olympos'u mesken tutmuşlar.. Bu arkadaşların buraya yerleştikten sonraki adları "Likyalı" olmuş tabii, neden? çünkü Likya Bölgesindeler!.. Likya Birliği denen İktisadi kuruluşun bir ferdi olan "Olympos Kenti" tarih olarak taaa M.Ö. 2.yüzyıl başlarına dayanır, lakin Likya Birliğine girişleri M.Ö. 130'larda gerçekleşmiştir.
30-40 yıl civarında Likya Birliğinde 3 oy hakkına sahip olan bu Olympos'lu arkadaşlar, Klikyalı Zeniketes denen karayip korsanının Olympos'u ele geçirmesi münasebetiyle Likya Birliğinde saf dışı edilmiş.. Bu Korsan Zeniketes, Olmypos ile yetinmemiş, yolumuzun üzerinde uğrayacağımız Phaselis antik kentinide elegeçirmiş..
Romalılar, Bu Klikyalı Karayip Korsanı Zeniketes'i alt etmek için Servilius Vatia'yı göndermişler.. Kerata azmetmiş, M.Ö. 77/76 yıllarında bu münasebetsizi kovmuş.. Tabii tahrip olan Olympos Kenti bu sefer Romalılar tarafından onarılarak günümüze kadar gelen kalıntılar romalıların onarımından kalanlardır.
Şimdi hep birlikte, Olympos'u resimlerle gezelim..
Yavru spaydırr Meen :D
Fethiyeden başlayan, 509 km'lik Meşhur "Likya Yolu" buradan da geçmekte..Bu yolu Kate Clow adlı bir ingiliz, Garanti Bankası sponsorluğunda yöre halkınında yardımıyla çıkarmış ve tek tek kırmızı/beyaz boyayla işaretlemiş..
1996 yılında Türk vatandaşlığına geçerek "Kardelen Karli" adını almış.
Hanniballar Grubu olarak yaptığımız "Dedegöl Dağı" gezisinde, Eğirdir Sütlüce yolu üzerinde karşılaştığımız 400 km'lik St.Paul Yolu tabelası yine onun eseri..
Üzülsek mi?
Sevinsek mi?
Bir Türk'ün yapmadığını, el'in İngiliz'i gelip yapıyor..
Yürüş yolundaki su geçişleri en keyifli alanlar, aşırı sıcak var herkes suyun içinden yürüyor, hatta serinlemek için bu suyun içine yatanlar bile var, ama tabii aman ayağım ıslanmasın diyerek yandaki tahtanın üstünden geçenlerde yok değil..
Kumsalın bittiği noktada bulunan tepede Kale kalıntısı var. İstikamet Kale..
Gökçay isimli nehrin masmavi deniz ile buluştuğu nokta!
...ve su buz!
Serin deniz suyunu sevenler o yüzden bu tarafta denize giriyorlar
İlginç, fikri olan?
Uzun araştırmalar sonucu beynimi kemiren canlıyı buldum!
Cırcır Vırvır Dırdır Böceği!
Bu hayvanatı yıllardır sesine yaklaştığımda susmasından ötürü görememiştim, bu ilk görüşüm oldu..
Güneş tam tepemde
Dönüşe geçiyorum, zira ikinci gün aynı mekanda kalmama gibi bir fobim var...
Ahmet abi ile Öğle yemeğimizi yiyioruz, her zaman olduğu gibi Gezinin Ana Gıdası "Gözleme"
Söz verdim yayınlayacağım diye ;)
Şu meşhur Kadir'in Ağaç Evleri ve Öküz Bar'ı..
Geçtiğimiz senelerde büyük bir yangın geçirdi, ama eskisinden daha güzel yapmışlar..
Bu arada benim Olmypos'a 2004-4Teker(1),2005-4Teker(2),2006-2Teker(3) ve 2007 dördüncü gelişim Dört yıl üst üste geldim, kışını da yazını da gördüm, en sevdiğim yerler arasında ama 2008'de bu alışkanlığı bıraktım..
Olympos Vadisi artık uzaklarda!
Deniz kıyısından Olympos'a giriş yapmıştık, Kumluca dan gelenlerin kullandığı Çıralı-Yanartaş sapağından çıkış yaparak Kemer istikametine ilerliyorum..
Yanartaş'a girmedim, zira önceleri gittiğimden, orada da gece/gündüz yıllardır kayaların arasından çıkan gazlarla yanan, doğal ocak var Olympos sahilinden sola doğru yürüyerek ulaşabilirsiniz.. Akşam karanlığında gitmeniz tavsiye olunur!
Güzel bir mola yeri ve...
...suyu tazelemek lazım.
Herkes buradan gelip su dolduruyor, ee bize de doldurmak düşer..
Cenderme ila hatıra fotoğrafı..
Yeni çıkmışız askerlik döneminden, halden anlıyoruz haliyle..
İşte geldik bir Likya Birliği Kentine dahaaaa
Kent şu an, Plaj Kenti olarak görevini ifşaa ediyor..
İşte Klikyalı Karayip Korsanı Zeniketes'in ele geçirdiği ikinci Antik Kent'de burasııııı
70 mt. yukarıda kalan Şehir merkezine Kaynaktan su taşımak için yapılmış olan Su Kemerleri!
Sapak, hemde toprak yol, hemde denize doğru gidiyor, daldım tabii..
Turistlerin ATV keyfi ama hiç birinde koruma yok!
Hatun el salladı ama ben pas vermedim
Şirin, güzel bir koy..
Kemer'in meşhur BMW Hastası motorcusu Aslankoo.
Aslan abi çadır kurabileceğim yer olarak KINDIL ÇEŞME adında bir kamping alanını tarif etti..
Sağolsun harduro(Nezih) ile 2006 yılında yani askerlik öncesi Ocak ayında iki adet KLR kiraladığımızda çok yardımı dokunmuştu.. İlk enduro denemdi ve buzda, 25cm balçık çamurda olmak üzere iki düşüşte ayna ve debriyaj manetini kırmayı becermiştim..
İlk gün Volkano da sağolsun kırmamış bize kılavuzluk yapmıştı..
Özet bir iki resim ve raporların linklerini de verelim tabii;
Gökova körfezinde yaşadığım lastik macerasını anlatınca, Aslan abim benim, Dubleks lastik tamir takımı hediye etti.. Buradan sonraki 3000 km boyunca allahtan kullanmam gerekmedi ama lmasaydı garanti patlardı!harduro.com adlı üyeden alıntı
Önce bir kemer sahiline inelim, deniz kyısını bir görelim diyorum..
Karşıda ki platform tekne paraşütü eğitimine ait..
Oradaki bir eğitmen abimize şu Kındıl Çeşme'yi soruyorum, tabelasının önüne kadar getiriyor..
Yalnız bir sorun var..
Bir gün motorla birlikte giriş ile çadır kurmak demek , yanlış hatırlamıyorsam 25 YTL dediklerinde gözlerim yuvalarından fırladı!
O şaşkınlıkla yuhh gibi bir tepki verdiğimden olsa gerek hepsi toplanıverdi bir anda
Girermiyim hiç, tornistan geri...
Etrafta boş araziler var ancak kırık bira şişelerinden bile temkinli bir yer olmadığını anlamak mümkün!
Gidebileceğim yere kadar giderim, hemde yol almış olurum zira gece yol almak gündüzden daha kısa sürüyor.. Oraya bak şuraya bak, fotoğraf çek derken 5 km anca gitmiş oluyorum.. Antalya'dan geçerken de harduro(Nezih)'ya bir merhaba demek niyetindeyim.
Aradığımda Beldibin de program yaptığını söyleyerek yetkililerden izin alıp davet edebileceğini öğrenince yola koyuluyorum..
Kemer çarşısının da geçerken bir fotoğraflamak istedim. Acaba Fenerbahçe bayrağı olduğundan mı? yok yok ben Beşiktaşlıyım
İngiliz atları, ilk defa bu kadar yakından bir safkan görüyorum.. Devasa bir boyutta! Atlı Jandarma, iki metre anca gidebiliyor çünkü ilgi büyük, sürekli fotoğraf çektirenler var.. Bende şansımı benim minikle beraber çekerek kullandım.. Hakikatten minik kaldı
vee Nezih abinin program yaptığı otele vardım, beldibi Riksoss.. Motoru otopark'a yerleştirip üst başı endurocu moddan çıkartıp sivil hale getiriyor ve içeri dalıyorum..
Biraz sohbet ettikten sonra Ukraynalı bir gurup dansçının gösterisini izlemek üzere anfiye geçiyoruz.. Tabii içecek gırla karar veremeyeceğim derecede yaşasın Mohito!
Sıra bizimkilere geldi, solist Melis Sökmen, Bas Gitar'da ise tanıdık bir yüz var Nezih abi, namı değer harduro..
Melis ile resim çekilirken niye ağzım kulaklarıma varmış onu hala anlamış değilim.. Otuziki dişimi ilk ve tek gösterdiğim karedir!
Ekip ile beraber sohbetteyiz..
Sohbet sonrası doğru otelin çorbacısına..
Gece 02:00 veya 03:00 civarı oldu, çorba sonrası veda vakti.. Nezih abi sayesinde tur boyunca çok değişik bir akşam geçirdim, plansız denk gelen süpriz bir yumurtaydı(Egg) bu benim için.. Tekrar Teşekkürler Nezih hocam..
Ben yola devam eder en azından Antalya Şehir merkezini geçerim diyordum, geçtim de sayılır.. Gözler Serik'e kadar dayanabildi, daha fazla zorlamadan ilk benzin istasyonuna attım kendimi.. yoldayken fark etmiyordum ama benzin istasyonunda motordan inince ne kadar yorgun olduğumu fark ettim, çadır kuracak bile halim yoktu..
İstasyonun kenarında bulunan kullanılmayan lokantanın çardak altına direk uyku tulumunu serdiğim gibi yattım uyudum.. Şu MAT kullanmayı bir türlü öğrenemedim Eğer Mat'a alışırsam herhalde bir daha asla böyle yatamam.. Gerçi bu tavrımla kendime ciddi eziyet ettiğimin de bilincindeyim ama mat'ı hala bir eksikilik olarak göremiyorum..
Sonuç olarak bugünkü katettiğimiz mesafe ;
Hep içimde bir merak,
Bakalım yarın neler yaşanacak,
Görüşmek üzere,
Öğrenmenin En Güzel Yanı ; Bilgileri Paylaşmaktır !..
[b]Motor; Ayağını yerden kesen en iyi arkadaştır!..[/b]
TekiL`ay` ~\ Ümit KAPLAN \ [b] O Rh(+)[/b]
süpper bi gezi olmuş..paylaştığın için teşekkür..
benım scooter 90 ı geçmediği için ben cesaret edip çıkamıyorum yollara..
90 ı geçemediğim için diğer araçlara yem olmakdan kokrkuyorum..
ama bu sezon konya_gökçeada turu yapmak istiyorum..
kawasaki er5 yamaha xjr 1300
süper bir gezi gercekten.Hayallere daldım...Devamını sabırsızlıkla bekliyorum.
Evet çok güzel bir gezide devam edicek demiş resimlerin devamı yok
[B]Bahadır Şenonar[/B] [COLOR="Red"]A rh(+)[/COLOR]
[B]Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.[/B] :bounce:
yanlız rotanın daha yarısındayız yahu keşke bi tv kanalıyla falan anlaşsaydın şuan National Geografi tadında forumda dolanıyorum.. Az çok bilirim skutırla uzun yola çıkmayı, çok ta severim.. keşke eşlik edebilseydim o yolculukta sana... Süpersin
ooops!
KASK TAKMIYORSAN,KORUYACAK BİRŞEYİN YOK DEMEKTİR....
..:: 35 EA 5130 ::..
güzel gezmişsin ama motoru dağıtmışın yollar çok bozuk
helallllllllllllllllllllllllllllllllll
۞۞۞۞Drift Religion۞۞۞۞ GT 250RR
halimdeki gezi inş yapıcam
cerrahi sana teşekkür ederim bana hayatımın süprizini yaptın:
devamı nerde yaa süperdi valla 30 dk dır aralıksız okuyorum....
Şu an bu konu içerisinde 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 misafir)