Valla Kanyonu - Pınarbaşı - KASTAMONU 28/08-02/09/2005
-
Merhabalar...
2005 yazının son günlerinde yaptığımız bir gezi olmasına rağmen aylardır gezi yazısı yapmak istediğim bir geziydi bu, ancak fırsat bulabildim. Çok güzel yerler gezdim, sizlerde mutlaka görmelisiniz. Ben fotoğraflarını göstereyim, belki bir gün gelirsiniz.
Meslaktaşım, can dostum Levent'de bende ormanlara dağlara hasretmişiz gibi yıllık izinimizi aldık, 27 Ağustos 2005 sabahı Leventlerin emektar arabasına yükledik yükleri, hep yapalım dediğimiz Pınarbaşı kampına doğru yola çıktık. Seydiler-Ağlı-Azdavay ilçelerinden geçtik. İlk fotoğrafa başta Sevgili M.K. olmak üzere kızan olacak ama ilk molamız Azdavaydan sonraydı.
Sıcak günde, serinlemek için sadece 1 tane 1a :twisted:
Pınarbaşında orman işletmesine uğradık, arkadaşlardan rota tariflerini haritalar üzerinde aldıktan sonra ilk kamp yerimiz Ilıca Şelalesine geçtik. Bu arada benzinlikte kalabalık bir motosiklet grubuyla karşılaştık. E M O K da gezi için Ilıca'ya gelmiş. Ama onlar Park Ilıcada bungalovlarda kalacakmış. Biz şelalenin yanına kadar indik. Çadırımız kurmaya, ateşimizi yakmaya başladık.
Peşimizden Pınarbaşı orman bölge şefi arkadaşımız Burak geldi, gölün güzelliği karşısında kendini attı sulara
(Burak şimdi, Yalova Çınarcık Orman İşletme şefi, yolu düşen selamlarımızı iletebilir)
Leventin ateş dansı
Yerleştikten sonra muhabbet başladı...
Başta şelale çok güzel görünmesine, sesi kulağa hoş gelmesine rağmen yattıktan sonra 15 m. yukarıdan dökülen su kulakları tırmalamaya başladı.
Ama sabah uyandığımızda gördüğümüz manzara bizi uyutmayan sese bedeldi...
Attık kendimizi suya...
Levent kara kara ne düşünüyordu acaba?
Zor bir yaşam alanı, kayaların üzerinde yaşayan ağaçlar bir avuç toprağa 40 elle sarılmış.
Çok geçmeden misafirlerimiz geldi. Park Ilıcada kalan grup şelaleye geldiler. Bizim çadır yerimize hayran kaldılar, siz bungalovlarda kalın, biz çadırınızda kalalım dediler hatta.
Bazı arkadaşlarla EnduroClub festivalinde Saraycık Yaylasında muhabbetimiz bile olmuş. Hatta orman içinde ateş yakan bir gruptan ateşlerini söndürmelerini rica etmişim. Çattılar bana :D sende burda ateş yakmışsın diye.
Arkadaşlarla sohbetten sonra kahvatımızı yaptık Valla Kanyonuna doğru yola çıktık.
Kanyonun görüntüsü her zamanki gibi büyüleyici ama aynı zamanda ürkütücü.
Valla Kanyonu dünyanın 4. BÜYÜK kanyonu. Uzunluğu yaklaşık 12 km. Yakın zamana kadar kimsenin geçemediği kanyonu bazı ekipler geçtiklerini iddaa ediyorlar ama şaibelerde yok değil :?:
Yöredeki ormancı arkadaşlar Burak ve Hüseyinin yönlendirmeleri sonucu kamp yerimize ulaştık. Yaz başında orman işletmesi Kayabaşı köyünden dereye bir yol yapmış, yolun dere ile buluştuğu yere çadırımızı kurduk.
Motorum ve ben Kanlıçayda bir güzel temizlendik (Tamam, kask koruma yok ama bu seferlik görmezden gelin, hem çadırımızın dibi burası :wink: )
Suyun kenarında, yıldızların altında ayı homurtuları 8O eşliğinde uyumak büyük keyif.
Sabah çadırdan kafayı çıkardığımızda Valla Kanyonu bulutlar altındaydı.
Sıkı bir kahvaltı sonrası hedef kanyon. Kanyonu geçme gibi bir iddamız, tecrübemiz ve ekipmanımız yok, amacımızda gidebildiğimiz kadar gidip o büyüyü yaşamak. Gerçi yolda duyduğumuz ayı kükremesi bir an bu kadar yeter, dönsek mi diye düşündürmedi değil.
Ama bu güzelliği yaşamalıydık. Burası Kanlıçay tarafından kanyonun girişi.
Valla Kanyonu iki derenin birleşimiyle oluşuyor. Bir yandan Kanlıçay, değer yandan büyük havzasından topladığı suyla Devrekani Çayı. İkisi kanyonun içinde birleşiyor ve denize yolculuklarına kanyonda devam ediyorlar. Kanyonun uzunluğu 12 km. ve yüksekliği kimi yerlerde 1200 m. yi buluyor. Yukarısından bakmak zaten cesaret meselesi. Önceki gezilerimde yukarıdan kanyonu seyrettim, korkunç güzeldi. Kafanı eğip bakıyorsun ve aşağısı 1000 m. 8O Büyüleniyorsun. (Malesef geçen yaz üniversite öğrencisi bir kız 350 m.lik yerden düşüp hayatını kaybetti) Kanyonun genişliği kimi zaman 50 cm. ye düşüyor içeride.
Hayal edin, 50 cm. genişlik, 1200 m. yükseklik ve tüm kudurkluğuyla akan bir nehir.....
Daha önce çok dağcı kayboldu, günlerce helikopterlerle arandılar, tv ekipleri ani yağan yağmurda mahsur kaldılar. Rehberlerinden dinlemiştim, hiçbir yaşam ümitleri kalmamış, yarımsaatte ancak bir kaç metre ilerliyebiliyorlarmış ve artık öleceklerini düşünmeye başlamışlar.
Tüm bu yaşananlara rağmen burda olmak çook güzel.
Yağışlı zamanlarda sular kayalar içinde buldukarı boşluktan fışkırıyorlar.
İlerledikce vadi daralıyor.
Sığ sulardan geçmek çok eğlenceliydi ama, bir çok yerde boyumuzdan çok derin yerlerden geçmek zorunda kaldık. Fotoğraf makinemiz, yiyeceklerimiz, tabancamız ıslanmasın diye kafamızın üstünde çantada taşıyorduk. Kafa üstünde 2-3 kg. ağırlıkla tatlı suda yüzmekde zor oluyor.
Sol alt köşedeki koca Levent bile kanyonun heybeti yanında küçücük.
Kayaların arasında bulduğumuz bu yeşillik çok çöldeki vaha gibiydi.
Can dostum Levo ve ben :D
Burası Devrekani Çayı (soldaki) ve Kanlıçayın birleşim noktası. Güzel olan hava bu birleşimden sonra yerini sert rüzgara bırakıyor bir anda
Burda karşılaştığımız malzemeler bizi çok şaşırttı, profesyonel ekipmanlar vardı ve etrafta kimse yoktu :?
Anında fantaziler başladı, malzemeler günlerdir kanyonda mahsur kalan kızlarınmış, bizi görünce çok mutlu oluyorlarmış :twisted:
Yada, ayı gelmiş ekipmanların sahiplerini yemiş, bizi bekliyormuş :lol:
Biraz ileride merakla beklediğimiz ekiple karşılaştık. Bizi görünce onlarda şaşırdı. (Onlar kafada kasklar, can yelekleri, dalgıç kıyafetleri, botlar bizse ayakta sandaletler, şortla. Aramızda büyük fark var ama, biz gidebildiğimiz yere kadar gidecez diye geldik, onlar kanyonu geçecez diye gelmişler)
Ömer abi ve ekibi. Ömer abinin Aladağlar'da doğa sporları eğitim merkezi varmış, 300 dönüm arazi üzerine kurulu, Mountrain Outdoor Academy- www.mountrain.com Ayrıca yıllarca Camel Trophy gibi organizasyonlarda hocalık yapmış, rallilerde yarışmış, çok hoş bir insan.
Onlarda önceki gün gelmişler, kanyonda yatmışlar, ilerlemek için hatlar kurmuşlar ama bakmışlar geçilecek gibi değil Valla Kanyonu. Karşılaştığımız yerden 2-2,5 km daha ileriden dönmüşler, ileride 15-20 m.lik şelaler, nereye çıktığı belli olmayan sifonlar var çünkü.
Ayak üstü sohbet bir taraftan toplandılar, bizde bazı çantaları yüklendik beraber çıktık kanyondan.
Onlar Devrekani çayı tarafından girmişler, kamplarını Kanlıçay tarafına kurdular. Onlar yerleştikten sonra bizde birşeyler giyinmeye çadırımıza gittik, akşama misafirliğe gidecektik Ömer abilere. Giyindik, yemek yedik, komşularımıza gittik (aramızda 1,5-2 km var yinede) herkes çadırına girmiş, çokdan uykuya dalmışlar bile, yorgunluktan :o Bizde döndük evimize.
Ateşcibaşı Levo. (sağolsun)
Buda Leventin karnı iyice doyduktan sonra (Sizede tanıdık geliyormu? Asterix deki Oburix :?: )
Yine bol muhabetli bir gece ama günün yorgunluğuda hissediliyor.
Levonun ateş dansı
Uyumadan önce tüfeğimizi hazırladık, etraf yaban hayvanlarıyla dolu, hiçbirine asla zarar vermek istemeyiz ama kendimizi böyle daha güvende hissettik.
Aşk yuvamız Levent birde yattığı gibi uyusa, sabaha kadar uyku tulumunun içinde bir o yana döndü bir bu yana döndü haşır huşur
Sabah manzarası yine mükemmel.
Saçlarımı keserken Ömer abi geldi, arabalarının yanına kadar bizle gelecek, arabayı alıp kamp yerine dönecekti.
Kanyonla vedalaştık. Tekrar Ilıcaya uğruycak, ara yoldan Cide ye gidecektik.
Ilıcada kahvaltı, E M O K tan sevgili Burak'la güzel bir sohbet sonrası denize doğru yollandık. GPS den uzaklığa baktığımızda kamp yerimiz ve Cide'nin arası kuş uçuşu 20 km. idi. Bizde dolanacağımız için en fazla 60 km. yolumuz olur diye düşünüyorduk. Nerden bilelim 135 km toprak yolda yolculuk yapacağımızı. Ahh Levo, alsaydın bir enduro, dalardık orman yollarında GPS in gösterdiği doğrultuda.
Yolumuz üstünde Horma Kanyonuna tepeden bakıyorduk
Neyseki Evlek'e (neresiyse ora?) gitmiyorduk. Tabela bizi çok güldürdü, bütün yollar Evlek'e çıkıyor
Olacaktıki DRZ nin büyük deposu o zaman. Onca gezmeye benzin dayanmadı tabi.
Burası iki ilçeyi, Pınarbaşı'yı Şenpazar'a bağlayan yol :roll: Acaba son araba ne zaman geçmiş burdan, yolun ortasında çimenler bitmiş.
Şenpazar'a indikten sonra asfalta çıktık sonunda, benim için hava hoş ama Levent otomobille, o bozuk yollarda çok sıkıldı.
Küre Dağları Milli Parkının Cide sınırına girdik.
Uzaktan deniz göründü nihayet.
Akşamüstü Cide'deydik. Orman işletmesine gittik, bölge şefi arkadaşlar Ahmet ve Hasan bizi misafirhaneye yerleştirdiler. Eşyaları odaya attıktan sonra gün batımında Karadenize attık kendimizi.
Günün yorgunluğunu atmaya Rıhtım Restorana gittik. Enfes manzarada, enfes yeni rakı harikaydı. 8)
Ardı ardına devrilen kadehler sonrası Cidelilerin bizim için havai fişek attıklarını sansakta :wink: olayın Zafer Bayramı fener alayı olduğunu anladık.
4 gün sonra yatakta geçen iyi bir uykudan sonra, yaz aylarının son gününü geçirmek için Gideros Koyuna gittik.
Bu ördekle koyda bir sağa bir sola gidip duruyorlardı :D
Burdan sonra Levoyla ayrılacaktık. Ama gitmemiz gereken bir yer daha vardı. Çooook önemli bir yer :!:
Valla Kanyonunda birleşen Kanlıçay ve Devrekani Çayının denize döküldüğü yer.
Bizde bir nevi kanyonu geçmiş olduk (Düşünün 3-4 km. yukarıda bu suyun 50 cm. genişliğe düştüğü yerler var)
Levent'le son fotoğraf, yolumuz burda ayrılıyor, Levent Kastamonu'ya dönecek, bende burdan Amasra İnkumu'na gidecem.
Gideros Kuyunun yukarıdan görünüşü
Cide-Amasra arasında ki harika koyların, bir kaçından enstanteneler.
Günbatımında İnkumu'na indim.
Burda 2 gün arkadaşımın misafiri olduktan sonra 2 Eylül Cuma sabahı Safranbolu'ya doğru yola çıktık. Bu yoldaki manzaralarda çok güzledi ama zaman kısıtlıydı, görüntüleyemedim.
Kısa bir mola Ahmet Usta geçidinde verdik.
Arkadaşımı Safranboluda bıraktıktan sonra bir çay molası bile vermeden Kastamonu tarafına yöneldim. 1 haftalık harika bir tatil sonunda koştura koştura Kastamonu'ya döndüm, öğleden sonra yetişmem gereken bir toplantı vardı. Ne kadar iğrenç değil mi :?: şelale, kanyon, deniz sonrası.
Bir kaç görüntüde Google Earth dan
Valla Kanyonuna 30 km. yukarıdan bakış
10 km. yukarıdan Valla Kanyonu
Nehrin denize döküldü yer, 8 km. yukarıdan.
Buda gezimizin rotası
Bu yazıyı hazırlarken bile unutulmaz 1 haftamı bir kez daha yaşadım. İnanın çok güzeldi. Baştada dediğim gibi, Pınarbaşı'yı mutlaka yakın zamanda görülecek yerler listenize alın.
Hoşcakalın...
Akgün Karakaya
Orman Mühendisi
Suzuki Drz 400S
A-rı-za No :37
Kastamonu
Reklamlar
-
sizin oralara yaz gelmiş bile yanlız tabela çok ilginç
''ayı çıka bilüüü , daş düşe bilüü'' diye bi tabelada varmıydı
-
Harika
-
süper bi gezi ve süperötesi fotoğraflar. oraları gezmeyi çok isterdim.
paylaşım için teşekkürler
Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredersin
-
valla ıyı gezı yapmıssınız resımler gercekten guzel olmus elıne saglık
-
ıyı gezı yapmıssınız !!:..
Uzaklarda bir güneş doğuyor!..
-
OoO ne güzel gezi olmuş böyle.
http://www.facebook.com/bariskaykusuzphotography
http://www.bariskaykusuz.wordpress.com/
http://twitter.com/bariskaykusuz
-
hayalimi resmetmişiniz
gel de hayal kurmaya devam etme şimdi oof oof
==============================
==============================
-
hemen bi enduro almak lazım...
-
Olmuş derim Hele duş alma yönteminize hayran kaldım
-
Güzel yorumlar için teşekkürler arkadaşlar...
Akgün Karakaya
Orman Mühendisi
Suzuki Drz 400S
A-rı-za No :37
Kastamonu
-
-
ayağınıza sağlık süper gezi olmuş aynı tarzda bizde yaptık ama ekleyemedim hala =)
-
Valla bende şimdi gördüm. Gerçekten çok güzel bir yermiş. Hiç haberim yoktu sayenizde tanıdım, teşekkürler. Ülkemizde acayip yerler var. Önce Türkiye'yi gezmek lazım milyoner olunca.
-
-
Uzun ve güzel bir gezi olmuş, paylaşım için teşekkürler.
-
-
Bizde niyetlendik bakalım orsa bu yazı güzel yol gösterdi :D
Ötenazi hakkımı yaşayarak kullanıyorum. Z @ B ! T
Gideceği yeri bilmeyene hiç bir GPS yardımcı olmaz!...
-
mükemmel bir gezi varsın hortlasın
Reklamlar
Konu içerisindeki kullanıcılar
Şu an bu konu içerisinde 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 misafir)
Bu Konudaki Etiketler